Anasayfa Fotoğraf Galerisi İletişim Haber/ Yazı gönder Linkler Siteyi öner Yöneticiler
Ana Menü
Ziyaretci Sayacı
Pazartesi1171
Salı505
Çarşamba753
Perşembe1033
Cuma1205
Cumartesi1254
Pazar1335
Toplam:4232495
En Çok:3510
Yeni Şiirler
· Bilmem neden böyle derler.
(2072 okuma)
· Dalkaraya Selam.
(1974 okuma)
· Ali-pıse Öl demedi ki öleyim
(2122 okuma)
· Yar halimden bilmedi
(1922 okuma)
· Ali-Pıse göçtü muhtarım
(2290 okuma)
· Perişan Köyler Perişan.
(2079 okuma)
· ÜÇ BEŞ
(1945 okuma)
· Beklerim daha bu sene..
(2148 okuma)
· Bizde
(1848 okuma)
· ANNE
(2058 okuma)

Toplam 122 şiiri kayıtlı
Izlenimler
su ana kadar
11530001
sayfa izlenimi aldik. Baslangiç: 15.Agustos 2006
Köse Yazisi: İsviçre Dedeler Kurulundan S. Mahmut Utebay

ALEVİLERİN NEVROZA BAKIŞI Nevroz; tarihsel süreç içerisinde zulümlere, haksızlıklara karşı soylu ve onurlu bir direnişin destanlarını yaratan bir çok halkın birbirine yakin temalarla kutladıkları bir gündür. Bu kutlama Asyadan tut Ortadogudan Avrupaya kadar bir çok halkn zulümün diger adi olan karanlıktan kurtulup, aydınlık günlerin, barışın dostlugun, dayanışmanın, sevginin ve insani degerlerinin tüm güzelliklerin sembolü olarak kutlandıgı önemli bir bayram günüdür. Neredeyse tüm kuzey yarım küre tarafinda geleneksel olarak 21 mart bütün halklar tarafinda kutlanır. İran takvimine göre yeni yılın ilk günü ve doganın uyanışı olan bahar mevsiminin başlangıcı olarak kabul ederler. Binlerce yıldır, insanlık kendi tarihinde daima doğa varlıkları ile ilişkilerini hep saklı tutmuş. Bu ilişkilere yer yer kutsallık yükleyerek törensel bir şekilde, zamana ve çağa uyarak, özünü bozmadan sürdürmüştür. İyiye, güzele, doğruya ve yeniye dair ne varsa onu en sevdikleri ile paylaşmıştır.



Kürtler 21 Mart Nevrozu zulüme ve baskiya karşi bir bayram havasi içinde kutlarlar. Farslar ise bu bayramı özelikle 21 Mart’a gündüz vakti yaparlar. Törenlerde yöneticilere çeşitli hediyeler takdim edilerek yapılır. İki halkın Newroz anlayışı, her iki tarafında dini inanç anlayışları arasındaki farklılıktan ileri geliyor. Kürtlerin ataları olan Medlerin dini felsefelerinde ’’kötüye karşı direniş’’ hakim iken, Perslerin eski dini sistemlerine krala sadakat ve kötüyü yatıştırma esası hakimdi.

Hiç bir beşeri güç Hakkın insanda var ettigi özgür yaşama ve özgürce geleceğini düzenleme ruhunu yok edemez.

Newroz, Ortadogu halklarının vicdanına ateş olarak yerleşmiştir. Tarihte, Newroz efsanesini sahiplenerek zulümkârlara karşı soylu bir direnişin destanını yaratan her halk, her dini inanış, kendi efsanesini bir anlamda yeniden yaratmış, ağırlıkla inançsal ibareler eklemiştir. Ortadogu halkları, ayrıntılarda ve biçimde biraz farklı ama birbirine yakın temalarla kutlarlar bu günü. Bunların bazılarının içerisinde hüzün vardır. Bazılarında esaretten, zulümden kurtuluşun verdigi sevinç, coşku, ve bir bayram havasi vardir.

Nevroz, Farsça`da yeni gün anlamindadir. Kürtçe`de de ayni anlamda kullanilir. Kelime anlamina uygun olarak yeni yilin ilk günü ve baharin başlangicini temsil ettiginden dolayi, doganin belirgin olarak canliligini gösteriyor. Çünkü Bahar, dogurganligin habercisi, bütün mevsimlerin üzerinde olup, en güzel ve canli olanidir. Doganin ve yaşamin ateşlenip alev aldigi bir mevsimdir bahar. Bu durum halklarin duyuş, seziş, yaşama biçiminede etki ederek, bir canlanma olarak yaşamin haraketlenmesi neticesinde her halkin bu günü farkli şekil ve isimlerle kutlamasi normaldir.

Bolluk berekettir, bereket ise toplumu canli ve sevince bogar. İste bayramlar bolluk ve bereketle anlam kazanirlar. Bugün özellikle bölgemizde varligini sürdüren hangi din, inanç olursa olsun ve bugüne gelen bayramlar hangi konumda, hangi anlamda degiserek dönüsüm sekilde gelirse gelsin, bütün halklarin temelinde kutsal olarak kabul edilen bereketli bayramlar niteliginde varligini göstermektedir. Bugün ki takvime göre Kutsal doğuşun veya yeni bir günün başlangıcını temsil eden ilk bahar, Mart ayı ile başlamaktadır.

İste Kürtler 21 Mart Nevrozu; esaretten kurtulmanin verdigi bir sevinçle kutlarlar bu bayrami. 21 Mart Nevrozu bir Kürt bayrami oldugunu günümüzden bin yil önce yazan, söyleyen sair, yazar, arastirmaci ve tarihçiler daha iyi bir sekilde açiklamaktalar.

Hasan Kilavuz Dedenin Alevi inancinda Nevroz ve Hz. Ali hakkinda yazdigi yazida söyle demektedir:

“Nevruz Ortadogu halklarının vicdanına ateş olarak yerleşmiştir. Ağrı Dağı kadar eski,
Munzur gözeleri kadar kutsaldır. 2600 yıldır Çin sınırından Fırat boylarına, oradan Balkanlar’daki Alevi Bektaşi dergâhlarına kadar geniş bir coğrafyada kutlanır. Nevruz ortadoğu halkları için kurtuluş günü olarak bilinir. Tarihte Nevroz efsanesini anlatan, zulümkarlara karşı soylu bir direnişin destanlarını yaratan her halk, her dini inanış kendi efsanelerine inançsal ibareler eklemiş, birbirine yakın temalarla bu günü kutluyorlar.

Bir gerçek varki tarihsel kutlamaların en renkli ve coşkulusu Dicle ve Fırat boylarında yapılmıştır.

Hayyam`ın bin yıl önceden yazdığı Newrozname`den yola çıkarak günümüzde Newroz`u ortadoğu halklarına kutlamayı yasaklayan talancıların elinden kurtarmak için insanlar inanç ve geleneklerinde onurluca direniyorlar.

Geçmişte İslam adına Halife Ömer Mezopotamya ve bugünkü İran Azerbeycan topraklarını kılıç zoruyla işgal edince, kürtler müthiş bir direniş sergilediler, ama sonunda yenildiler. Newrozu kutlayanlar, yani bu geleneği yaşayanları her yerde kolay takip etmek için, onlara kırmızı veya siyah bir başlık giymek zorunluluğu getirildi.( Juynbull. Nakl eden Tritton 1930 ) İşgalci arap ordu komutanları, oradaki yerleşik halkın Newroz bayramını yasakladı. Newrozu kutlayanları vergiye tabi tuttu, bir nevi haraç vermeye mecbur kıldı. ( Biruni, al- Aşâr al- Bakiya s. 185 ) O dönem islam dinini kabul etmeyen yerleşik halklara insafsız vergi memurlarının yaptığı eza ve cefa şöyle anlatılıyor. Meydanlara topladıkları kişileri başlarından kızgın yağı dökerek, acılar içerisinde ölümlerini göstererek insanlara göz dağı veriyorlardı. (Hamza al-İsfahani tarih Berlin, 1340 s.104)

Çok tanrılı dinlerin mensubu olan yerleşik halk, ülkelerini işgal eden araplara karşı, Ateşin yaratıldığı gece, ölülerin ruhlarının evlerini ziyaret ettikleri gece veya kötüye karşı direniş ve zafer gecesi olarak kabul edilen bu bayramlarını kutlamak hakkını korumak için onurluca direndiler.”

 

21 Mart aynı zamanda Uluslararası Irkçılıkla Mucadele Günü olarakta kutlanır. 1960`ta Güney Afrika`nın bir çok yerinde renginden, dilinden, etnik yapısından dolayi dıstalanan, ayrımcılıga tabii tutulan, baskı gören, birçok sosyal haklardan mahrum bırakılan, aynı zamanda ekonomik ve siyasal haklardan yoksun, yoksul ve issiz insanlarda olusan, siyahların oturdugu Johannesburg`un güneyinde bulunan Sharpeville kasabasında 20 bin üzerinde kisinin esit haklar ve ırkçılıkla mücadele için ırkçı rejimin ırkçı yasalarını, haksızlıkları ve baskıcı yapısını protesto etmek için barıscıl bir yürüyüs düzenlediler. Ne var ki, bu barıscıl eyleme karsı bile tahamülü olmayan ırkçı rejimin eli kanlı polisin ve jandarması tarafından yürüyüse katilanların üzerine silah ve panzerlerle gittiler, açılan ates sonucu, içinde kadın ve çocuklarında bulundugu 69 siyahlı öldürüldü ve yüzlerce kisi de yaralandı. Olaydan 6 yıl sonra  burdaki hünharca yapılan katliamı anmak ve kınamak için Birlesmis Milletler tarafından 1966 yılında alınan bir kararla 21 Mart, “Irkçılıkla Mücadele Günü” olarak ilan edildi. Ve her yıl 21 Mart`ta Irkçılıkla mücadele için çesitli etkinlikler düzenlenmektedir.

1994`te Güney Afrika`nın yeni hükümeti olan ve eskiden siyahların bagımsızlıgı, özgürlügü için mücadele eden ve yıllarca hapiste yatan Nelson Mandela, seçim yoluyla Güney Afrika`nın ilk Cumhurbaskanı oldu. İste bu yeni demokratik hükümet, G. Afrika`da yasanan bu katliamı kınamak ve orada canlari pahasina mücadele ederek hayatlarini kaybedenleri anmak için  o günde beri 21 Mart, Güney Afrika için, “G. Afrika`nın Insan Haklari Günü” olarak kutlanmaktadır.

 

Sevgili Canlar, su bilinmelidir ki; Hiç bir beşeri güç Hakkın insanda var ettigi özgür yaşama ve özgürce geleceğini düzenleme ruhunu yok edemez.

 

ALEVILIKTE NEVROZ ve SULTAN NEVROZ

Sevgili Dostlar, Tarihi inceledigimizde öyle olaylar vardir ki çaga etki ederek, çagi degistirmistir. Dünya, dünya olali bu yana, insanlik; görüslerini (düsüncelerini) yaziya döktügünden beri, tarihsel süreç içerisinde yasanmis binlerce olay ve önderlik yapan sahsiyetler vardir. Sah-i Merdan Ali bu sahsiyetlerden biridir. Ali ismi zalimin zulmüne ve haksizliga karsi isyanlarin kaynagi, insanlik için hakli ve onurlu direnis sergileyen Halklarin Özgürlük bayragidir. Aleviler Hz. Ali’yi 21 Mart’ta anlatırlarken, kendi inanç ve ibadetlerinde en yüce makamda onu görür, ona kutsanmış eşsiz bir kimlik yüklerler. Bu bayramın en anlamlı anları, 20 Mart’ı 21 Mart’a bağlayan gecedir. Bu gece aydınlık karanlığı yener, yani günün uzunluğu geceyi geçer. Halk arasında, bütün tabiat varlıklarının bu gece secdeye (Niyaza) indigine inanilir.

Kizilbas-Aleviler, Newroz Evrenin yaradılışı, insanın doğuşu, yeni bir doğum yılı, İlk Baharın başlangıcı gibi anlamlarla, Yaradılışa ve doğuşa ilişkin özellikler taşır. Bu bağlamda da Doğuşa yaradılışa ilişkin inanma şeklinin bir etkinliği olarak binlerce yıldır bu coğrafyada değişmeyen, bütün halklarda ortak bir anlamla kutlanır. Newrozun bu yönü, binlerce yıldan bu yana süzülerek gelen Kızılbaşlık yolağında anlam kazanır ve gerekleri yerine getirilir. Çünkü tarihsel bakımdan Kızılbaşlık binlerce yıllık Mezopatamya ve Anadolu‘dur. Onun yaşayan dili yaşayan sözüdür. Pire ikrar veren Anadolu Kızılbaş Alevileri, zulüm ve baskıya karşı direnme ruhlarını hiçbir zaman kaybetmediler. O direnme ruhu ile Malya ovasında, Pir Baba Resul ve Baba İshak’la yürüdüler. Nurhak Başsaz yaylasında Postnişin Kalender Çelebi’yle ser verdiler. Aydın ovasında, Serez Çarşısı’nda Şeyh Bedreddin ile asıldılar. Kızılırmak boylarında yalın kılçlarla biçildiler, yağlı urganlara çekildiler.

Bütün inanç değerlerini kendileri yaratan yol bendesi Anadolu Alevi- Bektaşileri, Newroz’u kendi kültürleriyle emzirip beslemişler. Bir çok bölgede degisik anlamlar yükleyerek cesitli sekilde bir bayram olarak kutlanir. Binlerce yıllık uygarlıklardan süzülerek gelen 21 Mart Newroz günü, birbirlerini ziyaret edip barış, dostluk, sevgiyi paylaşmışlar. Gündüzleri halay çekmişler, akşam da dergahlarda ’’Newroz Cemi’’ yapıp semah dönmüşler. Gülbengler çekilerek günün önemiyle ilgili düvazimam, nefes(deyis)ler okunur. Alevi Ozanlari, Nevroz konusunda bir çok siirler yazmislar. Yazmis olduklari bu siirlere; Nevruziye olarak nitelenir. İste, günün anlamini dile getirerek açiklayan Yedi Ulu Ozanlarimizdan Fuzili söyle demistir:

 

Her yerde tà Nevroz ola,
Gül bustan efruz ola,

Nevruz tek firuz ola eyyàm-i

Sah-i Evliya.  (Fuzuli)

 

Açiklamasi: Her yerde Nevruz ola, gül bahçeleri parlaya, Veliler Sahi (Ali`nin) günleri, Nevruz gibi kutlu ola.

Binlerce yıldır, insanlık kendi tarihinde daima doğa varlıkları ile ilişkilerini hep saklı tutmuş. Bu ilişkilere yer yer kutsallık yükleyerek törensel bir şekilde, zamana ve çağa uyarak, özünü bozmadan sürdürmüştür. İyiye, güzele, doğruya ve yeniye dair ne varsa onu en sevdikleri ile paylaşmıştır. Ağır ve zorlu geçen kış aylarından sonra, toprağı işleyecek, durağanlıktan harekete geçebilecek, bitkilerin yeşermesi, dalların boy vermesi, kuzuların melemesi, toprağın canlanması...... dolayısiyle bereketin ve bolluğun başladığı bir gündür 21 Mart Sultan-ı Newroz.

Alevilerce Newroz yeni yıl ve baharın başlangıcı ile beraber, inançsal boyutta Hz. Ali’nin hem doğum günü, hem de Hz. Fatıma ile evlendiği, yaradılışın sevgi ve mutluluğun alevlendiği, yeşerip boy verdigi bir gün olarak kutlanır. Geçmişte Alevi-Bektaşiler Newroz günü, baharın çiçekleri ve gülleri ile süslenmiş, mumlarla aydınlatılmış cemevine, herkes en temiz ve güzel elbiselerini giyerek gelirlerdi. Günün anlamı Newroz ve Hz.Ali hakında muhabbet edilirdi. Gülbenkler, deyişler okunur, canlar getirdikleri lokmaları paylaşır, şerbetler (dem) içilerek kutlanırdı. Manevi olarak kudretine inandɪklarɪ Hz. Ali`nin 21 mart günü dogduguna ve Fatima Ana ile o gün evlendiklerine inanɪrlar. Aleviler 21 mart olan Nevroz`a son derece büyük bir anlam ve giz (sır) yüklemisler. Esas olarak bir çok bilinmeyen olgular gibi, Onun dogdugu gün tam olarak bilinmiyor. Ancak burada önemli olan, Onun böylesi kutsal bir günde dogdugunu kabul ederek, yüce meziyetli bir Er veya Evliya olarak gönüllerine yerlesmis olmasidir. Bu anlamda Ortadogu Halklarɪn büyük bir kesimi gibi Aleviler de Nevroz`u kutsal kabul edip kutluyorlar. Sah Hatayi`nin deyisindeki dörtlük herseyi anlatɪyor.

 

Ali`nin sɪrrɪna ereyim dersen

Bir Mürsid-i kamil bul da öyle gel

Küfrünü imana sayayɪm dersen

Var kendi küfrünü bilde anda gel.

 

Alevi-Bektasi kültüründe büyük ve önemli bir bayram olarak kutlanɪr Nevroz. Bu bayramɪn ismi Sultan Nevroz`dir. Nevroziye adɪ altɪnda yapɪlan bu bayramda Nevroz Cemi yapɪlɪr. Bu Cem`e has deyişler söylenir, semah dönülür ve lokmalar dagɪtɪlɪr.

Aleviler; Ali’yi Şah-ɪ Merdan olarak bir sɪr yükliyerek her yerde hazɪr ve nazɪr oldugunu belirtirler. Esas olarak burada Ali sahsında Alevilerin Tanri anlayısı olan; Tanrıyı Insanda görmedir. Ayrica Aleviler arasɪnda Ali gibi bir Serdarɪn (Önderin) bu gün dogdugunu, evrenin nurla dolarak her tarafɪ aydɪnlattɪgɪna, yani baska bir söylemle kötülük ve karanlɪk günlerin yerine, iyilik ve aydɪnlɪk günlerin gelmesini, deyisler ve nefeslerle dile getirirler.

Aleviler, Tanrɪyɪ insan da arayan, temel olarak tanrɪ insan felsefesi yani vahdeti vücud (varlɪgɪn Birligi) anlayɪşɪnɪ koyan, insani kamil ve erdemli insan yaratmayɪ ön gören, korkuyu aşɪp sevgi ile tanrɪya yönelen, Alevilerin inancinda Tanrɪyɪ insan da arayan, bunlari gerçekleştirmek ve yasamɪ batɪni anlamda yorumlamak için Kɪrklar Cemini yürüten, nihayetinde Hak ve insan sevgisini yasayan bir inançtir.

Aleviler; Hz. Ali`yi ve Ehlibeyti kendi özüne tekabül eden inançlarɪ dogrultusunda uyarlamɪş, ayrɪca Batɪni yani gizli anlamlar yüklemiş ve baglanmɪşlardɪr. Alevi inancɪnɪn işledigi Ali islamɪn Zahiri Ali`si degil, Batini (sɪr) olan Şah-ɪ Merdan Alidir. Bu Şah-ɪ Merdan Ali, Tanrɪnɪn insanda vuku buldugu sɪr sakladɪgɪ ta kendisidir. Alevi inancɪn temelini oluşturan “Tanri-Evren-İnsan” üçlemelerinde hep Hz. Ali bir giz (sɪr) olarak saklɪdɪr. Asagɪdaki beyit her seyi açɪklɪyor:

 

Aynayɪ tuttum yüzüme / Ali göründü gözüme.

 

Her Alevi yaradanɪ yaradɪlandan ötürü sevmiştir. Yaradan yaradɪlmɪşlarɪn dɪşɪnda her seyi denetleyen, yargɪlayan, ödüllendiren ve cezalandɪran bir üstün irade degildir. Varlɪk birdir. O da sevgidir. Aleviler, cemevlerinde ve dergahlarında Şah-ı Merdan Ali’yi kendilerince bir başka güzellikte anlatırlar. İlim ve irfan kaynağı, gizli ve aşikar hazinelerin sahibi, temkin ve edep sofrasının efendisi, silsilei zehep halkasının mest oluşudur Ali. Aleviler Hz. Ali’yi 21 Mart’ta anlatırlarken, kendi inanç ve ibadetlerinde en yüce makamda onu görürler. “O hakiki mürşid-i kamilin sohbeti, dertlere deva; bakışı, hastalara şifadır’’ derler. Sözleri, ölü olan kalplere hayat vermektedir, sohbeti vesveseli kararsız gönüllere huzur sunar. “Bu ilmin güneşi, herkese muhabbetine göre parlamaktadır’’ derler. Aleviler, Hz. Ali’yi kendilerinden uzakta değil, gönüllerinde sayarlar. “Hep mihman kalan odur’’ diyerek deyişlerde her dem onun ismi zikiredilir. O ay yüzlü, turna avazlı, tok sözlü, gül kokuludur. Dünya malına metelik vermeyen, kanaatkar, paylaşımcı bir derviştir. Yoksul ile lokmasını bölüşen, varolanı da yoksula dağıtandı. Hz. Ali`ye; sessiz gücü, inanç konusundaki açık görüşü, duyuş derinliği, ve üzerinde topladığı üç özelliği olan, yiğitlik, bilgi ve bağlılık, bunlardan ötürü kendisine Tanrının Arslanı, Tanrının Arifi gibi şanlar verilmiştir. 16. Yüzyıl’da yaşamış Derviş Kamberî, Hz. Ali için, “önce insan kılığına girdi kendini gizledi sonra da yeryüzüne Şah-ı Merdan olarak indi’’ der.

 

Ali’nin işleri daim sır ilen
Kısvetini kırmızıdan örünen
Nar içinde Cebrail’e görünen
Hünkâr Hacı Bektaş Ali kendidir. (Kul Hasan)

 

Kizilbas-Alevi ve Bektaşi-Alevi inancının Anadolu’da mayalanan, köklü geleneklerinin özü eskimez. İtikat ile yanan çırası sönmez. Bu çırayı bir meşale gibi Avrupa’ya taşıyıp tutuşturanlar, bin yıllar önceden en kahırlı dönemlerde sultanlara başeğmeyen ve sarayların kapısında el-pençe durmayan, pirlerine ikrar veren yol taliplerinin, yılgınlığa düşmeyen korkusuz torunlarıdır. Alevilerin bu genç kuşağı, kahır ve zulüm görmüş atalarına öncülük eden ve yol gösteren, verdikleri mücadeleleriyle destanlar yazan, yüce Pirlerinin isimlerini ve önemli günlerini hiç bir zaman unutmadılar. Yüzlerce yıl hükümdarların verdikleri fermanlar, camilerde yazılan fetvalar, dünya malını görünce ihanet eden temahkarlar, bütün uğraşılarına rağmen, Alevi inancının bu serden geçti Pir’lerin isimlerini deyiş ve gülbenklerimizden çıkaramadılar. Alevi Pirleri ve kendilerine bağlı gönüldaşları, yaşadıkları coğrafyada hakim olan dinlerin amansız saldırılarına rağmen direniş ruhlarını teslim etmediler.

Sevgili Canlar, her halkin kendisine özgü bir efsanesi vardir. Bu efsaneleri yaratan ve özlemlerini dile getiren halklardir. Tüm efsanelerde dogal olarak abartilar mevcuttur. İster istemez bu dileklerin ve özlemlerin gerçekleşip yerine geldigini göstermişler. Ayrica birçogununda yazili belge (tarih) leri yoktur. Ve dilden dile anlatimlarla günümüze kadar gelmişlerdir.

Her halkɪn kendine özgü efsanelerde kahramanlar mevcuttur. Nevrozda da bu kahramanlar vardɪr. Kürt halkɪna göre meselenin kökünü teşkil eden kahraman ve öncülük görevini yerine getiren Demirci Kawa`dɪr. Esasinda Kürt halkɪna göre Nevroz, ulusal ve özgürlük simgesi olanagɪnɪ vererek, haklɪ olarak zulme ve yasaklara karşɪ başkaldɪrɪyɪ bilince çɪkarmɪşlar. Geçmişte haksiz ve kötülükle bütünleşmiş Dehak`a karşɪ yapɪlan başkaldɪrɪ, günümüzde de kendilerine yapɪlan bu haksɪzlɪklara dönüştürülerek kutlamaktadirlar.

Bütün halklarɪn hangi yönü ile ele alɪnɪrsa alɪnsɪn Nevroz, kötülüge ve haksɪzlɪga karşɪ başkaldɪrɪnɪn zafer isaretidir.

Sonuç olarak şunları söylemek mümkündür: Tabii ki, tarihsel bağlamda bu topraklar, Kadın Ata bilgeliklerine tanık olduğu gibi, erkek ataların ilk Tapınak Devletlerine de, birer devrim önderi olan Peygamberler süreğine tanık oldukları gibi “Enel Hak” diyen insan-ı kâmillere de tanık oldu. Dahası var, Zalim Dehak olarak tarihe kayıt düşen zalimlere, sömürüye, zulme, cins ve sınıf egemenliklerine tanık olduğu gibi, cümle mazlumlar adına, kutsal isyan bayraklarını göklere çeken Kawa’lara, Ana Hürremeddinlere, Kerbela’da haksizliga biat etmeyen Serdarlarin Şah-i İmam Hüseyinlere, Hallac-ı Mansur, Fazlullah, Seyyit Nesimi’den Katmanlara, Hasan Sabbahlara, Baba Paul, Baba İshak, Kalender Çelebi’den Bedreddin, Pir Sultan Abdal ve daha nice sayısız “eşitlik, özgürlük ve kardeşlik” mücadelesinin “Ortaklık Toplumu” kahramanlarına tanık olmuştur.

Newroz, tarihsel akışa uygun, her zeminde, zeminin kahramanlarına çıkış kapısı olurken, dirilişin, kurtuluşun, özgürleşmenin de “kutsal isyan” bayrağı olmuştur.

Alevi Ögretisindeki temel ilkelerinden biri de, renk, dil, din, ɪrk, cinsiyet ayrɪmɪ yapmadan tüm insanlɪgɪ kucaklamasɪdɪr. Farklɪlɪklarɪ da birer zenginlik olarak görerek, her türlü şiddete ve insanlɪk onuruyla bagdaşmayan tutum ve davranɪşlara karşɪdɪr. Bütün halklar yukarda da bir çok örnek verdigimiz gibi Nevrozu kendi mitolojine göre şekillendirip kutlarlar.

Bilinmelidirki NEVROZ, baskinin, zulümün, yasaklarin, savaşlarin, katliamlarin son buldugu bir gün ve Barisin, Kardeşligin, Özgürlügün, İnsanligin sonsuza dek yaşayacagi günler olmasi dilegiyle diyerek... insana ve insanliga hizmet verenlere, Yolumuzun Ögretisine ve Erkanina hizmet ederek ugraş veren tüm canlara “Hak-Muhammed-Ali” yardimcisi ola! Nur yüzlü Hizir yoldaşi ola! Bütün Erenlerin ve Evliyalarin yüzü suyu hürmetine Şah-i Merdan Ali cümlemizin dilden dileklerimizi, gönülden muratlarimizi vere. NEVROZ Tüm Halklara Mubarek ola. Dil ve nefes bizden, himmet Hak Yol Erenlerimizden ola. Gerçeklerin demine hü...  Email: seyidmahmut.u@hotmail.it

Tarih: 27.03.2012 Saat: 12:23 Gönderen: musacoep


 
ilgili Baglantilar
· Daha fazla Köse Yazıları
· Haber gönderen ungutmilyanli


En çok okunan haber: Köse Yazıları:
Kücük üngüt köyün kültür evi

Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayirin:

Mükemmel
Çok iyi
iyi
idare Eder
Kötü

Seçenekler

 Yazdirilabilir Sayfa Yazdirilabilir Sayfa


Copyright © 2008 ungutmilyanli.com Tüm Haklari ungutmilyanli.com\'e Aittir.Web sitemizin içerik kod
yaziliminin bir kismi, php-nuke gurubuna aittir